ثُمَّ سَوَّىٰهُ وَنَفَخَ فِيهِ مِن رُّوحِهِۦ ۖ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۚ قَلِيلًۭا مَّا تَشْكُرُونَ
Saad Al Ghamdi ..
Mishary Rashid al Afasy
Turkce Okunusŝümme sevvâhü venefeḫa fîhi mir rûḥihî vece`ale lekümü-ssem`a vel'ebṣâra vel'ef'ideh. ḳalîlem mâ teşkürûn.
Suleyman AtesSonra ona biçim verdi, ona kendi ruhundan üfledi. Ve sizin için kulak(lar), gözler ve gönüller yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
Suleyman AtesSonra ona biçim verdi, ona kendi ruhundan üfledi. Ve sizin için kulak(lar), gözler ve gönüller yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
..diğer meâller
Elmalili Hamdi YazirSonra onu düzenli bir şekle sokup, içine kendi ruhundan üfürdü. Ve sizin için kulaklar, gözler ve gönüller var etti. Siz pek az şükrediyorsunuz!
Saheeh InternationalThen He proportioned him and breathed into him from His [created] soul and made for you hearing and vision and hearts; little are you grateful.
Diyanet IsleriYarattığı her şeyi güzel yaratan, insanı başlangıçta çamurdan yaratan, sonra onun soyunu, bayağı bir suyun özünden yapan, sonra onu şekillendirip ruhundan ona üfleyen Allah'tır. Size kulaklar, gözler, kalbler verilmiştir. Öyleyken, pek az şükrediyorsunuz.
Diyanet VakfiSonra onu tamamlayıp şekillendirmiş, ona kendi ruhundan üflemiştir. Ve sizin için kulaklar, gözler, kalpler yaratmıştır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
Abdulbaki GolpinarliSonra da onu tamamlamıştır, ona kabiliyet vermiştir ve ona ruhundan üfürmüştür ve size kulak, gözler ve gönüller halketmiştir; ne de az şükredersiniz.
Ali BulacSonra onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona Ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz?
Suat YildirimSonra ona en uygun şeklini verdi, ona ruhundan üfledi.Size kulaklar, gözler, gönüller verdi.Ne az şükrediyorsunuz! [4,171; 17,85]
Yasar Nuri OzturkSonra ona bir biçim verdi ve onun içine kendi ruhundan üfledi. Sizin için, işitme gücü, gözler ve gönüller vücuda getirdi. Ne kadar da az şükredersiniz!
Edip YukselSonra onu biçimlendirip ona ruhundan üfledi. Size işitme ve görme yeteneği ile beyinler verdi; siz pek seyrek şükrediyorsunuz.
Ahmed AliThen proportioned and breathed into him of His spirit, and gave you the senses of hearing, sight and feeling. And yet how little are the thanks you offer!
Ahmed Raza KhanThen made him proper and blew into him a spirit from Him, and bestowed ears and eyes and hearts to you; very little thanks do you offer!
A. J. Arberrythen He shaped him, and breathed His spirit in him. And He appointed for you hearing, and sight, and hearts; little thanks you show.
Talal ItaniThen He proportioned him, and breathed into him of His Spirit. Then He gave you the hearing, and the eyesight, and the brains—but rarely do you give thanks.
Hasan al-Fatih Qaribullah and Ahmad DarwishThen He created him and (caused the angel to) breathe into him his (created) spirit. He gave you eyes and ears, and hearts, yet little do you thank.
Muhammad Sarwarthen He gave it proper shape and blew His spirit in it. He made ears, eyes and hearts for you, but you give Him very little thanks.
Wahiduddin KhanThen He moulded him; He breathed His Spirit into him; He gave you hearing, sight, and hearts. How seldom you are grateful!
Abdullah Yusuf AliBut He fashioned him in due proportion, and breathed into him something of His spirit. And He gave you (the faculties of) hearing and sight and feeling (and understanding): little thanks do ye give!
Saheeh InternationalThen He proportioned him and breathed into him from His [created] soul and made for you hearing and vision and hearts; little are you grateful.
Diyanet IsleriYarattığı her şeyi güzel yaratan, insanı başlangıçta çamurdan yaratan, sonra onun soyunu, bayağı bir suyun özünden yapan, sonra onu şekillendirip ruhundan ona üfleyen Allah'tır. Size kulaklar, gözler, kalbler verilmiştir. Öyleyken, pek az şükrediyorsunuz.
Diyanet VakfiSonra onu tamamlayıp şekillendirmiş, ona kendi ruhundan üflemiştir. Ve sizin için kulaklar, gözler, kalpler yaratmıştır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
Abdulbaki GolpinarliSonra da onu tamamlamıştır, ona kabiliyet vermiştir ve ona ruhundan üfürmüştür ve size kulak, gözler ve gönüller halketmiştir; ne de az şükredersiniz.
Ali BulacSonra onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona Ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz?
Suat YildirimSonra ona en uygun şeklini verdi, ona ruhundan üfledi.Size kulaklar, gözler, gönüller verdi.Ne az şükrediyorsunuz! [4,171; 17,85]
Yasar Nuri OzturkSonra ona bir biçim verdi ve onun içine kendi ruhundan üfledi. Sizin için, işitme gücü, gözler ve gönüller vücuda getirdi. Ne kadar da az şükredersiniz!
Edip YukselSonra onu biçimlendirip ona ruhundan üfledi. Size işitme ve görme yeteneği ile beyinler verdi; siz pek seyrek şükrediyorsunuz.
Ahmed AliThen proportioned and breathed into him of His spirit, and gave you the senses of hearing, sight and feeling. And yet how little are the thanks you offer!
Ahmed Raza KhanThen made him proper and blew into him a spirit from Him, and bestowed ears and eyes and hearts to you; very little thanks do you offer!
A. J. Arberrythen He shaped him, and breathed His spirit in him. And He appointed for you hearing, and sight, and hearts; little thanks you show.
Talal ItaniThen He proportioned him, and breathed into him of His Spirit. Then He gave you the hearing, and the eyesight, and the brains—but rarely do you give thanks.
Hasan al-Fatih Qaribullah and Ahmad DarwishThen He created him and (caused the angel to) breathe into him his (created) spirit. He gave you eyes and ears, and hearts, yet little do you thank.
Muhammad Sarwarthen He gave it proper shape and blew His spirit in it. He made ears, eyes and hearts for you, but you give Him very little thanks.
Wahiduddin KhanThen He moulded him; He breathed His Spirit into him; He gave you hearing, sight, and hearts. How seldom you are grateful!
Abdullah Yusuf AliBut He fashioned him in due proportion, and breathed into him something of His spirit. And He gave you (the faculties of) hearing and sight and feeling (and understanding): little thanks do ye give!